Prof. Dr. Osman Müftüoğlu

Fındık her şeye iyi gelir!

Ilgili Konular: Pzr, 04/11/2010 - 14:16 — Lokman

Bazı beslenme yanlışlarımız var, ısrarla yapıyoruz. Onlardan biri de “kilo alırım” diye korkup kabuklu kuruyemişleri yeteri kadar yememek.

Dünyanın en büyük fındık üreticilerinden biriyiz. Yeteri kadar ceviz, badem, yer fıstığı üretiyoruz. Ama gelişmiş ülkelerde “ilaç niyetine” yenilen bu besinleri biz hâlâ “abur cubur yiyecekler” sınıfına koyuyoruz!

Oysa özellikle 90’lı yıllar sonrasında yapılan araştırmaları baz alarak fındık, ceviz, badem, yer fıstığı ve antepfıstığına hak ettikleri değeri vermek zorundayız. Nedeni şu...

Araştırmalar bu yiyeceklerin kalp krizi geçirme ya da kalp hastalığına yakalanma ihtimalini azalttıklarını gösteriyor.

FDA NE YAPTI

Amerika’da yapılan çok büyük bir araştırmada (Lowa Kadın Sağlığı Araştırması), haftada birkaç kere makul miktarda kabuklu yemiş yiyenlerde kalp krizi ve kalp hastalığı riskinin neredeyse yüzde 50’lere yakın oranlarda düştüğünü gösteren verilere ulaşıldı.


Besin alerjisi kilo aldırır mı

Ilgili Konular: Cmt, 11/07/2009 - 01:15 — Lokman

Sorunun cevabını bekletmeden verelim: Besin alerjisi veya bazı gıdalara karşı toleranssızlık asla kilo aldırmaz.

Dolayısıyla bu gıdaların yenmemesi kilo kontrolüne bir gram bile fayda sağlamaz!

Bu nedenle “gıda intoleransı testleri”nin sonuçlarına göre kilo vermeyi düşünüyorsanız lütfen vazgeçin! Çünkü alerji uzmanları ve dâhiliyeciler gıda intoleransı testlerinin doğruluğuna bile inanmıyor.

“Kilo pazarı” herkesin iştahını kabartacak kadar büyük bir ekonomidir. Kimi ürettiği “yağ eritici mucize iksirler”, kimi şu veya bu bitkiden, ottan, çöpten, yapraktan, yosundan ürettiği “kilo verdiren kapsüller” ile bu alandan para kazanmak ister.

Bazıları hızını alamaz, “yağ kırıcı teknolojiler” geliştirerek yağ kaybını hızlandıran elektrik süpürgesi benzeri “vakumlu aletleri vücudunuzda gezdirerek” size yardımcı olmayı vaat eder.

Bu iyi niyetli yardımların amacı hep aynıdır: Kilo ekonomisinden pay alabilmek. Sonuç ise hiç değişmez: Hüsran!


Balık yağı mı Omega-3 mü?

Ilgili Konular: Çrş, 08/27/2008 - 00:30 — Lokman

Omega-3 yağlarının bazı balıklarda yüksek oranda bulunması, balığa ve balık yağına ilgiyi artırdı.

Çocukluğumuzda ağır kokusu nedeniyle zorla içtiğimiz balık yağı, Omega-3 yağ asitlerinin kalp ve beyin sağlığını koruduğu anlaşılınca neredeyse bir ilaç kadar popüler hale geldi!

Omega-3 yağları balıkta da, balık yağında da var. Hatta isterseniz bu yağları EPA + DHA karışımı Omega-3 kapsülleriyle doğrudan kazanmanız bile mümkün. Bize sorarsanız en doğru yol balığın kendini yemek gibi görünüyor. En iyisi balık yemek! Eğer Omega-3 yağlarını doğrudan balık yiyerek kazanırsanız, biyolojik yararları daha fazla oluyor. Bizde uskumru, lüfer, hamsi hatta soğuk sularda yetişen alabalıklar iyi birer Omega-3 kaynağı gibi görünüyor.


Fazla kan yağları hızlı ve kötü yaşlandırır

Ilgili Konular: Çrş, 08/27/2008 - 00:24 — Lokman

Kan yağları denince "iyi" (HDL) ve "kötü" (LDL) kolesterol ile "trigliserid"i hatırlamalısınız. Bu maddelerin kan seviyelerinin belirli hudutlar içinde kalması gerekir.

Kan yağlarınızda bir dengesizlik varsa kalp krizi veya inme riskiniz artar, damarlarınız daha erken yaşlanır. Siz de beklenenden daha hızlı ve daha kötü yaşlanırsınız. Klinik çalışmalar, toplum sağlığı araştırmaları ve laboratuvar incelemeleri, kan yağlarındaki dengesizliğin, damar sertliğinin oluşması ve bununla ilişkili sağlık sorunlarının ortaya çıkışındaki merkezi rolü destekliyor.

KAN yağları dengesizliğinin birbirinden farklı tipleri var: Kötü kolesterol LDL'nin fazlalığı, iyi kolesterol HDL'nin düşüklüğü, trigliserit seviyelerinin çok fazla yükselmesi, kan yağlarında bir dengesizliğin olduğunu gösteriyor. Bu durumda kullanılan genel tıbbi tanım "dislipidemi" adını alıyor.


Destek



Anket

Günde kaç öğün yemek yiyorsunuz?:
İçerik yayınları

Destek

Destek

Saglik Bilgileri

Destek

Destek

Sitemizde Arayın

Kullanıcı girişi

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 3 ziyaretçi çevrimiçi.

Son yorumlar