Neden Lokum Hekim

Ilgili Konular: Çrş, 08/27/2008 - 01:22 — Gezgin

Sağlık sektörü günümüzde tamamen ticari araç haline gelmiş durumda ve hastalara müşteri gözü ile bakılmaktadır. Bunun neticesinde ise insan sağlığının önemi ikinci plana atılmakta olup hastalıklar her geçen gün gelişen teklonojiye rağmen hızla artmaktadır. Sağlıklı yaşam alanları gittikçe daralmakta ve sağlıklı besin kaynakları da tükenmektedir. Doğal besinlerin yerini hormonlu gıdalar almış ve insanlarımıza "fast-food" denilen bir beslenme şekli empoze edilmiş durumdadır..

Böyle bir ortamda lokman hekim gibi hekimleri bulabilmek neredeyse imkansızlaşmış durumdayken Lokum hekim sitesi bu gidişata tepki olarak ve hastalıklara götüren dengesiz beslenmeye karşı toplumu biliçlendirmek üzere yola çıktı.


Lifli Besin Tüketmenin Yararları

Ilgili Konular: Cmt, 06/27/2009 - 15:28 — aSYa

Lifli besin tüketiminin barsak hareketlerinin düzenlenmesinde, kabızlıkta faydalı olduğunu hemen hepimiz duymuşuzdur.Oysa barsaklar üzerindeki faydalarının yanında diabet ve kalp hastalıkları riskini azaltıcı etkileri gibi daha birçok yararlı etkileri vardır.

Bitkisel gıdalarla beslenmenin en önemli özelliklerinden biri sebze, meyve, tahıllar,baklagiller gibi gıdaların içeriklerindeki liflerdir. Posa olarak ta bilinen lifler sindirim sistemimiz tarafından sindirilemeyen, bitkilerin hücre duvarlarını oluşturan ve besin değeri olmayan maddelerdir.Lifler mide, ince ve kalın barsaklardan değişikliğe uğramadan geçerler.

Lifler suda eriyen ve erimeyen olmak üzere iki kategoriye ayrılırlar.

Suda Erimeyen Lifler: Selüloz, hemiselüloz ve lignin gibi yapısal liflerdir ve diyetle alınan posanın büyük çoğunluğunu oluşturur. Bu tür lifler barsak sisteminin hareketlerini düzenleyerek kabızlığı engeller ve dışkının kıvamlı olmasını sağlar.Su tutarlar ve sindirime yardım ederler. Atık maddelerin barsaktan geçiş süresini kısaltarak hemoroid,divertikül ve diğer barsak hastalıklarına yakalanma rikini azaltır. Tam buğday unu, kepekli buğday, ceviz ve birçok sebze bu grup lifleri içerir.


Vücut Yağ Oranı ve Önemi

Ilgili Konular: Pzt, 06/22/2009 - 00:10 — aSYa

Vücut Yağ Oranı Nedir?

Sadece ağırlığımızı bilip, boyumuz ile orantı kurmamız şişmanlığımız (vücut yağı) ve sağlığımız hakkında bize yeterli bilgi vermeyecektir, önemli olan yağ - kas oranımız arasındaki uyumdur. İç organlarımızdaki yağlar klasik basküllerle ölçülememektedir. Bu nedenle yağ ölçüm cihazları geliştirilmiştir. BIA (Bioelectrical Impedance Analysis) tekniği ile ölçüm yapmakta olan bu yağ ölçüm cihazlarının güvenilirliği bir çok Tıp Uzmanı ve Sağlık Kurumu tarafından onaylanmıştır.

Vücut Yağ Oranı Niçin Önemlidir?

Aktif ve sağlıklı kalabilmemiz için vücudumuzun belli oranlarda yağa ihtiyacı vardır. Yağlar; eklemlerimizin desteklenmesi, organlarımızın korunması, vücut ısımızın kontrolü, açlık halinde enerji rezervi gibi görevler üstlenmektedir. Bunun için de vücudumuzda gerekli olan yağ miktarına bilinçli olarak karar verebilmekteyiz.

Diyet yaparak kilo kaybederiz, fakat yine de sağlıklı olamayabiliriz; çünkü ilk haftalarda kaybedilen yağ değil vücuttaki “su” miktarındaki bir kayıptır, bunun için verdiğimiz kiloları hemen geri alırız. Vücut sağlığımızı ölçebilmek için ihtiyaç duyacağımız bilgileri yağ ölçüm cihazlarından öğrenerek vücut yağ oranımızı kontrol altında tutabilir, böylece kendimizi daha iyi hisseder, güzelleşir ve en önemlisi sağlıklı yaşayabiliriz.


Obezler Zihin Eğitimi İle Zayıflatılacak

Ilgili Konular: Pzr, 06/21/2009 - 23:34 — aSYa

Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Alper Cihan, obezite merkezinde bilişsel davranış tedavisi ile hastalara ''kendilerine hükmetmeleri'' yönünde eğitim vereceklerini bildirdi.

Doç. Dr. Cihan yaptığı yazılı açıklamada, obezlerin büyük çoğunluğunun ''sosyal obez'' olduğunu belirterek, sosyal obezitenin, herhangi bir hastalığı olmadan şişmanlamaya karşılık geldiğini belirtti.

Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kurdukları Obezite Merkezi'nde bir ilke imza atacaklarını ifade eden Cihan, merkezde öncelikle obez kişinin beden analizi ve fiziksel muayenesinin yapılacağını, hangi gruba dahil olduğunun belirleneceğini, bu tetkiklerle kişilerin obezliği ve derecesinin ölçüleceğini kaydetti.

Alper Cihan, dahiliye, endokrin psikiyatrı ve cerrahi muayenelerden geçecek kişinin organik bir hastalığı varsa önce o hastalığın tedavi edileceğini dile getirerek, yüzde 85 grubuna giren sosyal obezlerin, alışkanlık durumunun tespit edilmesi için 10 günlük beslenme ve davranış haritasının çıkarılacağını, sonra tedavi sürecinin başlayacağını bildirdi.


Doğum sonrası nasıl kilo vermeli?

Ilgili Konular: Pzr, 06/21/2009 - 22:43 — aSYa

Gebelik döneminde 9 - 12 kg alarak normal tamamlamış bir anne, ilk altı ayın sonunda dengeli beslenme ve etkin süt verme sonunda normal kilosuna kavuşabilir.

Gebelik döneminde 18 -30 kg gibi aşırı kilo almış annelerin ise normal kilolarına dönmeleri daha uzun zaman alacaktır.

Normal süreçte emzirme dönemiyle birlikte anne kilo kaybetmeye başlar. Sütün veriminin artması için aşırı yağlı ve şekerli yiyen, yanlış beslenen anneler ise tam tersi süt verirken kilo alabiliyor, hatta doğum sonrası kilolarının üzerine çıkan anneler dahi oluyor.

Emzirme döneminde anne her gün yaklaşık 6 - 7 çay bardağı yani 700 ml süt salgılar. Bunun için harcanan kalori ise her gün 500 - 700 kalori civarındadır. Bu kalori kaybı bir saat orta seviyede egzersize eşdeğerdir. Bu sebeple emzirirken dengeli beslenen ve yeterli sıvı alan anne, eğer doğumu normal kilo kazanımıyla bitirdiyse altı ay sonunda doğumda aldığı ve süt üretmek üzere depoladığı fazla kilolardan kurtuluyor.

Düşük kalorili diyet sakıncalı

Hızlı kilo kaybı için yapılan düşük kalorili diyetler annenin süt verimini olumsuz yönde etkiler. Özellikle karbonhidrat ve proteinden fakir beslenme annenin sütünü azaltır. Protein ve kalsiyum açısından zengin süt - yoğurt - peynir - yumurta anne için çok önemlidir. Ayrıca her gün mutlaka et, tavuk veya balıktan birisi tüketilmelidir.


En hafif tatlı: Dondurma

Ilgili Konular: Pzr, 06/21/2009 - 02:24 — yaprak

Dondurma teknolojisi ve tüketici beğenisi birleşince aslında artık kış aylarında da ciddi ölçüde dondurma tüketmeye başladık. Dondurma besin değeri açısından yüz güldürücü bir seçim. Önceleri yöresel tatlara alışık olan damak zevkimiz şimdi öylesine genişledi ki dondurma markaları uluslararası pazarda ciddi pay kapma yarışındalar. Bu köşenin okurlarını ise tabii ki daha çok dondurmanın besinsel değeri ilgilendiriyor.

Dondurma ağır tatlıların bolca tüketildiği ülkemizde hafifliğiyle dikkat çekici bir noktada yer alıyor. Bu konuda Hacettepe Üniversitesi Öğretim üyesi Diyetisyen Dr. Gamze Akbulut'un verdiği bilgiye göre, dondurma lezzetli ve eğlenceli bir tatlı olduğu kadar besinsel içerik yönünden de oldukça zengin ve sağlıklı bir yiyecek. Akbulut, 'Her şeyden önce dondurma, hamurlu, şerbetli tatlılar ve diğer tatlı çeşitlerine göre oldukça düşük kalori içeriyor. Örneğin; 100 gram baklava ortalama 400 kilo kalori içerirken bu değer 100 gram dondurmada sadece 174 kilo kalori. Bu açıdan, dondurmanın en hafif ve sağlıklı bir tatlı olduğu rahatlıkla söylenebilir' diyor.

Kalsiyum zengini

Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Gamze Akbulut'a göre dondurma aynı zamanda kalsiyum açısından da oldukça zengin. 150 gram dondurma 100 gram kalsiyum içeriyor. Yine vücudun ihtiyacı olan karbonhidrat, yağ, protein ve enerji bakımından da sütten daha zengin bir besin. İçerdiği A, D, K ve B grubu vitaminler ve kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum gibi mineraller yönünden de oldukça zengin bir yiyecek.


Erkekler de Kadınlar Kadar Diyet Meraklısı

Ilgili Konular: Cmt, 06/20/2009 - 00:17 — aSYa

Günümüzde erkekler de kadınlar kadar estetik anlamda ya da bilinçli beslenmek adına diyetisyene başvuruyor. Birçok erkek, temelde bir sağlık problemi ile diyetisyeni tercih ederken bir kısmı da bu zamana kadar alışık olmadığı kilolara ulaşmanın verdiği estetik kaygılarla diyetisyene geliyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel günümüzde erkeklerin beslenme alışkanlıklarıyla ilgili bilgi verdi:

Ergenlikten Sonra Durağan Çalışma Hayatı Kiloyu Getiriyor

Erkeklerin çocukluk, ergenlik ve yaşlılık gibi belirli yaş dönemlerinde, enerji ve besin ihtiyaçları gereksinimi bayanlarda da olduğu gibi farklılık gösterir. Bebeklikten gelen obezite, aileden gelen bir kilo problemi veya metabolik bir hastalık yok ise, hızlı çalışan metabolizmaları ve hareketlilikleri sayesinde erkeklerin ergenlik döneminde kilo problemleri çok fazla olmaz. Ancak ergenlik döneminin bitmesinden sonra durağan çalışma hayatına geçiş, hareketsizlik, sağlıksız ve düzensiz beslenme, özellikle sebzeden yoksun proteinden zengin ve fast-food beslenme alışkanlıkları erkeklerin hızlı kilo alımına neden olur. Bu beslenme düzeni 30-40 yaşları arasında devam ederse, kilo alma süreci hız kazanır. Bunu takip eden zamanlarda kilo alma sürecine metobolik hastalıklar da eşlik eder.


Diyet hafızayı da güçlendiriyor

Ilgili Konular: Pzt, 03/23/2009 - 04:37 — aSYa

Almanya’da yapılan bir araştırmada, alınan kalorinin üçte bir oranında azaltılmasının hafızanın güçlenmesini sağladığı belirlendi.

Bulgularını Ulusal Bilimler Akademisi dergisinde yayımlayan Alman araştırmacılar, 50 yaşlı gönüllüye diyet uyguladıktan 3 ay sonra hafıza testi yaptıklarında bu tespiti elde ettiler.

Münster Üniversitesinden bilim adamları, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde alınan kalorinin azaltılmasının yaşam süresini uzattığı ve yaş bağlantılı hastalıkları azalttığı yönündeki bulguların ardından, insanlar üzerinde bu araştırmayı yapmaya karar verdiler.

Yaşları ortalama 60 olan gönüllüleri 3 gruba ayıran araştırmacılar, ilk gruba normal kalori miktarına sahip dengeli bir beslenme tarzı uygularken, ikinci gruba doymamış yağ asit oranı daha yüksek benzer bir diyet verdiler.

Üçüncü gruba ise kalorisi azaltılmış diyet uygulayan araştırmacılar, üç ay sonra yaptıkları hafıza testinde ilk iki grubun hafıza testi sonuçlarında değişiklik tespit etmezken, üçüncü grubun daha iyi performans sergilediğini belirlediler.


Metabolizmamızı nasıl hızlandırabiliriz?

Ilgili Konular: Pzt, 03/23/2009 - 04:33 — aSYa

Metabolizma, vücudun temel fonksiyonlarını devam ettirebilmek için bir günde ihtiyacı olan minimum enerji miktarıdır. Dinlenme anında vücudun kalori harcama hızına bakılarak ölçülür ve kişiden kişiye değişiklik gösterir. Yemek yeme, uyuma, temizlenme ve benzeri faaliyetler sırasında vücudumuz devamlı kalori yakar.

Metabolizma vücut bileşimleri tarafından etkilenmektedir. Bu bileşimler, vücuttaki kas ve yağ dokularının birbirine oranıdır. Kaslar, vücutta yağlardan daha fazla kalori kullanır. Kaslı bir vücuda sahip kişilerin, daha az vücut yağına sahip oldukları için, daha hızlı metabolizmaları vardır. Örneğin aynı boy ve kiloda olan iki kişiyi ele alalım. Bunlardan düzenli olarak aerobik yapan, vücut geliştirme sporuyla ilgilenen, fitness ve benzeri aletli programları uygulayan kişinin vücut yağ oranı daha düşüktür. Diğeri ise hiçbir sportif aktivite yapmadığı için, vücut yağ oranı diğer kişiye oranla daha düşüktür, dolayısıyla metabolizma hızı da yavaştır. Başka bir deyişle, birinci kişinin vücut fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için, ikinci kişiden daha fazla kalori harcaması gerekmektedir.

Metabolizma hızının kilo alıp vermede önemli etkisi var. Bazal metabolizma hızınız ne kadar düşükse, kilolu olma ihtimaliniz de o kadar yüksektir. Eğer hızlıysa şanslısınızdır, vücudunuz enerji sağlamak için daha hızlı kalori yakıyor demektir.


Aşırı tuz tüketimi hastalık habercisi

Ilgili Konular: Pzt, 03/23/2009 - 04:30 — Lokman

Sağlıklı insanların günlük alması gereken tuz miktarı 6 gramı geçmemeli. Bu miktarın üzerindeki tuz tüketimi hipertansiyon, inme, kalp krizi, kalp yetmezliği gibi ciddi hastalıkları tetikleyebiliyor.

Tuz tüketiminin, toplumsal özelliklere ve yaşanan coğrafi bölgelere göre değişiklik gösterdiğini ifade eden Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Ülver Derici, “’sağlıklı bireylerde günlük olarak yemeklerle alınması gereken ortalama tuz miktarı 5-6 gramı geçmemeli” dedi.

Derici, tuzun önerilen miktarın üzerinde tüketilmesinin “hipertansiyon, inme, kalp krizi, kalp yetmezliği gibi ciddi hastalıkları tetiklediğini ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerde artışa neden olabildiğini, mide kanseri, şişmanlık ve kemik erimesi riskini arttırdığını” kaydetti. Aşırı tuz tüketimi halinde astım hastalığında da şikayetlerin arttığını ifade eden Derici, bu tür sorunların yaşanmaması için günlük alınan tuz miktarının azaltılmasının temel kural olduğunu vurguladı.

TÜRKİYE’DE TUZ TÜKETİMİ NORMALİN 3 KATI

Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneğince 2008’de tuz tüketimiyle ilgili yapılan çalışmada, ülkemizde genel olarak tuz tüketiminin ortalamanın üstünde olduğunun tespit edildiğini anlatan Derici, “Türkiye’de bir kişinin günlük aldığı tuz, ortalama 18 gramla normalden 3 kat daha fazla” dedi.


Multivitamin takviyesinin hiçbir yararı yok

Ilgili Konular: Pzt, 03/23/2009 - 04:23 — Lokman

“Sağlık sigortası” olarak düşünülen multivitamin takviyesinin hiçbir yararı olmadığı bildirildi. Vitaminlerle ilgili yapılan bugüne kadarki en kapsamlı araştırmada, yaşları 50 ile 79 arasında değişen 162 bin ABD’li kadının vitamin alma alışkanlıklarıyla, sağlık durumlarına bakıldı.

Archives of Internal Medicine dergisinde yayımlanan araştırmada, avuç dolusu vitamin alan kadınlarda kanser ve kalp hastalıkları riskinde azalma olmadığı, vitaminlerin, erken ölümü de engellemediği belirlendi.

Independent gazetesindeki habere göre, araştırma kapsamına alınan ve yüzde 41’i 15 yıl boyunca düzenli olarak vitamin kullanmış olan kadınlar arasında 10 bin kanser, 9 bin kalp ve 10 bin ölüm vakası görüldü ve “vitamin alanlarla almayanlar arasında hastalık ve ölümler açısından fark olmadığı” saptandı.

Araştırmanın başkanlığını yürüten Seattle’daki Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezinden Marian Neuhouser, “Şaşırtıcı biçimde, multivitaminlerin yaygın kanser türlerine yakalanma riskini azaltmadığını ve kalp hastalığı üzerinde hiçbir etkisi olmadığını gördük” dedi.


Obezite (Şişmanlık) Nedir? Şişmanlığın Nedenleri

Ilgili Konular: Çrş, 01/21/2009 - 03:17 — Lokman

Obezite - Şişmanlık vücutta yağların normalden fazla olması anlamına gelen bir hastalıktır. Bu durumda yağ dokusunun oranı diğer dokulara göre artmıştır. Bedendeki toplam yağ kadar, yağın dağılımı da önemlidir. Şişmanlık vücutta yağların toplandığı bölgeye göre sınıflandırılabilir:

1.Generalize şişmanlık
2.Üst taraf şişmanlığı
3.Alt taraf şişmanlığı

Generalize Şişmanlık : Dengeli bir şişmanlıktır. Vücudun her tarafı kiloludur. Erkeklerde ve hanımlarda aynı oranlarda görülen bir tip şişmanlıktır. Generalize şişmanlık akupunktur tedavisine iyi cevap verir. Eğer hastanın selülit problemi de varsa mezoterapi yöntemi de akupunkturla kombine edebilir. Bu tip şişmanlarda kanda ki kolesterol düzeyine bakmakta fayda vardır. Kanda ki kolesterol düzeyi yüksek bulunursa ona göre uygun özel kolesterol düşürücü bir diyet listesi verilmelidir.

Üst Taraf Şişmanlığı : Göbek, göğüs ve kollarda yağlanma ile kendini gösteren şişmanlık tipidir .Bacaklar normaldir ve kalçalar dardır. Erkeklerde bu tip şişmanlık oldukça sıktır. Genetik sebeplerin dışında bazı hormonal sebepler de üst taraf şişmanlığa yol açabilir.


Zayıflatan en iyi 10 diyet

Ilgili Konular: Pzt, 01/19/2009 - 03:26 — aSYa

İşte uzmanlara göre dünyada en sağlıklı kilo verdiren 10 diyet programı ve püf noktaları...

Glisemik endeks diyeti

• Karbonhidrat tüketimine dikkat ederek, kan şekerini sabit tutmayı hedefler. Genellikle şeker hastaları tarafından uygulanıyor.

• Örnek gıdalar: Arpa, çavdar ve kepekli buğday ile düşük karbonhidratlı sebzeler.

Karpuz değil elma

• Düşük Glisemik İndeks Diyeti (DGİD) yeni bir yaklaşımın ürünüdür. Bizim önerimiz, günlük kalori kısıtlamasını yaparken, yağlardan gelen kalorileri azaltmak yanında karbonhidratlarda da azaltma sağlamanız ve glisemik indeksi yüksek karbonhidratlardan uzak bir beslenme tarzını özenle sürdürmeniz.

• Böyle bir diyet ekonomik ve kalıcı bir kilo kontrolü sağlar, mantıklı ve pratiktir. Bu diyette yapacağınız tek şey; toplam kalori kısıtlamasını sürdürüp yağdan gelen kalorileri en aza indirirken ( yüzde 30), beraberinde glisemik indeksi yüksek karbonhidratları çok sınırlı bir şekilde tüketmektir.

• Herhangi bir kalori planlamasını yaparken siz 50 kalorilik bir meyve hakkınızı, elmadan değil de muzdan ya da karpuzdan yana kullanırsanız glisemik indeksi daha yüksek olan muz ve karpuz ile daha fazla ensülin salgılatacağınızı ve yüksek bir ensülin seviyesine sahip olacağınızı bilmelisiniz.


Mineraller ve Mineral Çeşitleri

Ilgili Konular: Pzr, 01/18/2009 - 03:35 — Lokman

Vücudun kendi kendine oluşturamadığı inorganik maddeler olan mineraller, vitaminler ile birlikte çalışarak vücutça en fazla ihtiyaç duyulan bölgelere etkin bir şekilde ulaşmalarını sağlarlar. Dolayısıyla insan vücudunun en az vitaminler kadar minerallere de ihtiyacı vardır.

Kan basıncında, kalp ritminde, kas fonksiyonlarında, vücuttaki sıvı dengesinin devamlılığında, üremede oldukça önemli rol oynayan mineraller ayrıca kan oluşumunu ve sağlıklı sinir fonksiyonları gelişimini de kontrol ederler.

Özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklarda mineral eksiklikleri oldukça büyük sorunlara neden olabilmektedir:

Çinko: İnsan organizmasının büyüme ve farklılaşma gibi pek çok biyolojik sürecine katkı sağlayan çinkonun eksikliğinde çocuklarda bağışıklık sistemi yeterli derecede etkin olamadığı için multisistem hastalıkları görülebilir. Büyüme ve gelişme geriliği oluşabilir. Ayrıca ergenlik çağında cinsel olgunluğa erişememe, enfeksiyonlara dayanıksızlık, iştahsızlık ve kilo alamama, öğrenme ve dikkat eksikliği, tat alma duyusunda bozukluk, akne, dermatit, saçlarda incelme ve dökülme gibi cilt sorunları yaşanabilir.

Demir: Eksikliğinin çocuklarda ve yetişkinlerde görülen en önemli sonucu anemi olarak da adlandırılan kansızlıktır. Kansızlığa bağlı olarak deri ve diğer dokuların renginin solukluğu, saç dökülmesi, kaşıntı, saç ve tırnaklarda çatlamalar görülebilir. Ayrıca kanın oksijen taşıma yeteneğinin düşmesi sonucu halsizlik, yorgunluk, çarpıntı, yaraların zor iyileşmesi, dudak kenarlarında yaralar, yutma güçlüğü, soğuk intoleransı da yaşanabilir.


Ekmeksiz yapamam diyenlere müjde!

Ilgili Konular: Cmt, 01/17/2009 - 07:28 — aSYa

Halk arasında şişmanlattığı söylenen ve rejim yapılırken ilk olarak azaltılan ekmek, diyetisyenler tarafından yenmesi gerektiği söyleniyor.

Çorum Devlet Hastanesi Diyetisyen Hekim Serpil Ovalı, ekmeğin tek başına kilo yapmadığını belirterek, "Ekmek mutlaka tüketilmeli, ancak dengeli beslenilmelidir. Ekmek kan şekerini dengeler" diye konuştu.

Zayıflama diyetlerinde ekmek yerine yağlı ve aşırı şekerli gıdalardan uzak durulması gerektiğini anlatan Diyetisyen Serpil Ovalı, "Ekmek besin grubu 3. gruptur ve tahılların içerisinde yer alır. Buğday, bulgur, çavdar, pirinç mısır ve makarna bu gurup içerisindedir. Bu besin grubunun protein kalitesi düşüktür. Diğer besinlerle birlikte et, süt, yumurta gibi ürünlerle yenmesi halinde kilo alınmasına sebep olur. Ekmekte yağ oranı düşüktür. Ekmek yerken mutlaka buğdaydan yapılmış ekmek tavsiye edilir." diye konuştu.

Halk arasında ekmeğin şişmanlık yaptığı belirtilirken bu fikrin doğru olmadığını ifade eden Serpil Ovalı, "Başta da söylediğim gibi ekmek tak başına kilo yapmaz, Toplum olarak çok fazla meyve ve sebze yemediğimiz için gerekli vitamin ekmekte alınabilir. Bu yüzden şişmanlamayalım diye ekmek yememezlik yapılmaması gerekir. Ekmekte dengeli ve oranlı yenmesi gerekir." diye konuştu.


Kuru fasulyenin faydaları

Ilgili Konular: Cmt, 01/17/2009 - 07:18 — Lokman

Kötü kolesterolü düşürüyor, mide ve bağırsakları tedavi ediyor... Bugüne kadar sağlıklı ve zinde bir yaşamın doğru beslenmeden geçtiğini vurgulayan uzmanlar, bu konuda hep lifli gıdaların vazgeçilmezliğinden bahsetti.

Genellikle espri konusu yapılsa da çözünebilen lifli yiyeceklerin başında gelen 'kuru fasulyenin faydalarına' ise Amerikalı diyetisyenlerden destek geldi. İlaç Enstitüsü ve Amerikan Diyetetik Birliği (ADA), her gün yeterli miktarda lifli yiyecek tüketmenin vücudu birçok hastalıktan koruduğunu açıkladı. Uzmanlar, kuru fasulye gibi baklagillerden zengin beslenmenin yararlarını şu altı maddede özetledi:

1. Kalp hastalıklarına karşı korur. Günlük 12-33 gram lif alımının kan basıncını düşürdüğü gözleniyor. Ayrıca, lifli gıdanın kalp krizi ölümlerini yüzde 27 azalttığı biliniyor.

2. Diyabeti kontrol altında tutmaya yardım eder. Kan şekerinde daha yavaş artışa geçmesini sağlar.

3. Mide, ince ve kalın bağırsağı tedavi eder. Lifler kalın bağırsakta mayalanır ve kalsiyum gibi önemli minerallerin emilimine yardımcı olur.

4. Meyve, sebze, arpa, yulaf ve kuru baklagil gibi çözünebilir lifler, kandaki kötü kolesterolü düşürür.

5. Buğday ekmeği, kahverengi pirinç gibi tohumlu, taneli çözünemeyen lifler mide, ince ve kalın bağırsakların çalışmasını güçlendirir.


Lifli Gıdaların Şaşırtan Faydaları

Ilgili Konular: Cmt, 01/17/2009 - 07:11 — aSYa

İlaç Enstitüsü tarafından yapılan en son açıklama ve Amerikan Diyetetik Birliği (ADA) tarafından tanımlanan yazılı görüşe göre, diyet yemeği olan lifler, insanın ince bağırsağında sindirilmeyen ve emilemeyen karbonhidrat bileşenlerini içeriyor. Bunların vücudumuzu birçok hastalığa karşı koruduğu belirtiliyor.

Lifler diyetimizde neden bu kadar önemli? İşte bunun nedenleri:

1. Yeterli lifli gıda alımı kalp hastalıklarına karşı koruyor. Araştırmalar, günlük 12-33 gram lif alımının kan basıncını düşürdüğünü, kandaki kolesterol düzeyini iyileştirdiğini ve kardiyovasküler hastalıklarla ilişkilendirilen iltihabı azatlığını gösteriyor. Ayrıca, yapılan birçok araştırmada, diyete eklenen 10 gr lifli gıdanın kalp krizi ölümlerini yüzde 27 oranında azalttığı bulundu.

2. Çözünebilir lifler, kandaki kötü kolesterolü düşürüyor. Çözünebilir lif içeren yiyecekler arasında elma, arpa, yulaf, fasulye ve diğer kuru baklagiller, meyve ve sebzeler yer alıyor. Diğer çözünebilir lif kaynakları ise psilyum (pire otu), guar gum, pancar lifi, xanthan gum ve pektin.

3. Çözünemeyen lifler mide, ince bağırsaklar ve kalın bağırsakların çalışmasını güçlendiriyor. Buğday ekmeği, kahverengi pirinç gibi tohumlu, taneli yiyeceklerin tümü çözünemeyen lif kaynağıdır. Bazı yiyecekler doğal müshil maddesi içeriyor. Bunlar: kabak, bal, rubarb (Antrakinont türevi glikozid içeren bitki), incir, kuru erik, ahududu, çilek, elma kompostosu.


Nezle, grip ve soğuk algınlığına karşı tam koruma

Ilgili Konular: Cmt, 01/17/2009 - 07:06 — Lokman

Uzmanlar kivinin A ve C vitamini deposu olduğunu ve özellikle kış hastalıklarından koruduğunu açıkladı.

Uzmanlar, A ve C vitaminleri ile, kalsiyum, demir ve magnezyum açısından çok zengin olan kivinin, kanser, nezle, grip, soğuk algınlığı, kolesterol, tansiyon gibi hastalıklara iyi geldiğini bildirdi. Uzmanlar, besleyici değeri yüksek bir besin olan kivinin bir tanesinin günlük A ve C vitamini ihtiyacını karşıladığını söyledi. Lif açısından zengin bir besin olan kivinin bağırsakları çalıştırarak sindirimi kolaylaştırdığını ve kabızlığı önlediğini bildiren uzmanlar, "Kivi vücut direncini ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

NEZLEYE İYİ GELİYOR

Nezle, grip ve soğuk algınlığına iyi gelir. Nefes açıcı etkisi vardır ve astımlıları rahatlatır. Başta göğüs kanseri olmak üzere kanser oluşumuna ve kanserin ilerlemesine karşı koruyucudur. Kan basıncını dengeleyerek, tansiyonu ve kandaki kolesterol oranını düşürür. Karaciğeri çalıştırır, kanı temizler, kansızlığa, mide rahatsızlıklarına iyi gelir. Yaşlanmanın ciltteki belirtilerini azaltarak, yıpranmış ve kuru ciltleri nemlendirir" dediler.


İşte Her derde deva bitki; Pikan Cevizi

Ilgili Konular: Cmt, 01/17/2009 - 06:58 — aSYa

Batı Akdeniz Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü (BATEM) Müdürü Suat Yılmaz, ana vatanı Orta Amerika olan Pikan cevizi fidanının Türkiye'de sadece BATEM bünyesinde yetiştirildiğini ve diğer bölgelere gönderildiğini belirterek, bu cevizin, bir çok kalp damar hastalıkları ve kolesterol kontrolünde çok faydalı olduğunu bildirdi.

BATEM Müdürü Suat Yılmaz, düzenlediği basın toplantısında, Pikan cevizi ve çeşitlerini tanıttı. Pikan cevizinin Türkiye'de yaygın olmadığını, fidanının sadece BATEM bünyesinde yetiştirildiğini kaydeden Yılmaz, Pikan cevizinin ana vatanının Orta Amerika olduğunu söyledi. Bu cevizin sıfırın altında 6 dereceye kadar dayanıklılık gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, Pikan cevizinin dünya üzerindeki üretiminin yaklaşık 250 bin ton civarında olduğunu, yeni bir ceviz olması nedeniyle Türkiye'deki üretimi konusunda henüz bir bilgiye sahip olmadıklarını belirtti.

Pikan cevizi konusunda Türkiye'de ilk çalışmaların 1950'li yıllarda başladığını, ilk ciddi çalışmaların ise 1970'li yıllarda yapıldığını anlatan Yılmaz, ''Uzun yıllar yapılan çalışmalar sonucunda şu an en az beş çeşidin Türkiye'ye uyum sağlayabileceğini tespit ettik'' dedi.


Besinlerdeki Kimyasal Maddeler ve Çocuklara Zararları

Ilgili Konular: Pzr, 01/04/2009 - 03:41 — Lokman

Kimyasalların ve besinlerdeki katkı maddelerinin çocuklarımızın sağlığını tehdit eden çeşitli zararları vardır. Bunlardan başlıcaları şunlardır:

- Özellikle alerjik bünyeli çocuklarda; anaflaksiye dahi yol açabilen çeşitli alerjik reaksiyonlara ve ürtikere sebep olabilirler. Astım ve alerjik bozukluğa yol açabilirler.

- Kansere yol açabilirler. Çocuklarımıza verdiğimiz her türlü katkı maddesi içeren yiyecek yavrularımızın kanser olması için ortam hazırlamaktadır. Ayrıca bebeklere yalancı meme verilmemeli, plastik biberon kullanılmamalı, daha sağlıklı olan cam biberon kullanmalıdır. Besinlerdeki kimyasal maddeler haricinde çocuklarımızı kansere yol açan radyoaktif faktörlerden de korumamız gerekmektedir. Bunların en önemlileri cep telefonu, televizyon ve bilgisayardır.

- DEHA; hiperaktivite ve dikkat eksikliğine yol açabilirler. İngiltere Gıda Standartları Ajansı’nın (FSA), rastgele seçilen 300 çocuk üzerinde yaptığı araştırma, çocukların katkı maddeleri içeren bir içeceği içtikten sonra ani hareketler yaptıklarını ve konsantrasyonlarını kaybettiklerini ortaya koymuştur. İngiltere Gıda Standartları Ajansı, hiperaktif çocukların durumunda daha az katkı maddesi kullanımı yoluyla bir iyileşme sağlanabileceğini bildirmiştir. Katkı maddelerinin sağlığa zararlı etkileri hakkında yapılan araştırmalar sonucunda; çocukları hiperaktif olan ailelerin özellikle “E” kodlu katkı maddeleri taşıyan gıdaların tüketimini kesmeleri tavsiye edilmektedir. Ayrıca DEHA için de çocuklarımızı cep telefonu, televizyon, bilgisayar vb. radyoaktif faktörlerden korumak gereklidir.


Son yorumlar

Destekci Reklam



Sitemizdeki ilgili konular

Beslenme Şifalı Bitkiler Saglikli Beslenme alternatif tıp lokman hekim bitkisel tedavi Gida bitki tedavisi doğal tedavi şifa tarifleri Besinler alternatif tedavi Diyet Besin yemek tarifleri Diyet önerileri Dengeli Beslenme Bitkiler sağlık et yemeği aktar diyet çeşitleri Vitaminler Besin Değeri Zayıflama Hastaliklar Süt Sağlıklı Yaşam Sağlıksız Beslenme Sağlıklı Diyet Şişmanlık Mineraller Meyve vitaminlerin yararları Balık Et Kanser Sebzeler Kolesterol Kilo Vermek diyabet idrar söktürücü Minerallerin faydaları Sebze Obezite Yumurta Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu mineral eksiklikleri Vitamin Egzersiz Süt ürünleri Vücudumuz beslenme bozuklukları kalori değerleri sağlıklı bitkiler Kalori Besin Değerleri Diyetisyen Şeniz Ilgaz Diyet Yapmak Güzellik Tahıllar sağlıklı beslenme önerileri Prof. Dr. Arif Sarsılmaz insan vücudu vücudumuzu tanıyalım Beslenme yetersizliği Fındık Tatlı Bayram İştah Peynir Patates kadın organlar iştah açıcı yara iyileştirici sağlıklı zayıflamak Diyabet için diyet Diyabetik Beslenme diyabet ve beslenme Diyet Uzmanı Suzan Elpe Kolesterol Yüksekliği Ceviz Lokum Şeker Ekmek Fazla Kilolar Yoğurt Yiyecekler Kilo Verme Karpuz Beslenme Alışkanlıkları Karbonhidratlar Meyveler Zeytinyağı Cilt Sağlığı Ramazan Bayramı tatlılar bitki kürleri gaz söktürücü yeşil yapraklı sebzeler örnek diyet kan grubu diyeti Balık Yağı Spor Anne Sütü Alerji Beslenme Alışkanlığı Zayıf Kalmak Sarımsak Beslenme Önerileri karnabahar Obezite tedavisi terletici balgam söktürücü Zayıflama yöntemleri lahana domates Kalp hastalıkları Egzersiz yapmak Su Türk Lokumu Çocuklarda Beslenme Hastalık Sodyum Gıda Alerjisi Tatlandırıcılar Çay Tuz İyotlu Tuz Kahve Ramazan Oruç Yağlar Doğru Beslenme Çikolata Proteinler Lifli Besinler İyot Guatr Kilo Fazlalığı Beslenme Piramidi Magnezyum Enerji Limon Beslenme Düzeni bayramda beslenme sütlü tatlılar Hamur tatlıları beyaz lahana Kür Tarifleri besinlerin hazırlanışları demir badem fasulye ateş düşürücü havuç yağda eriyen vitaminler

İçerik yayınları

Destekci Reklam

Kullanıcı girişi

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 3 ziyaretçi çevrimiçi.

Destek

Saglik Bilgileri

Sitemizde Arayın